November, 2006

“Fikir nasıl bulunur?”

November 20th, 2006

Geçen perşembe sabahı yataktan kalkmaya çalışırken Canan‘ın yanındaki sehpada bir kitap gördüm: MediaCat kitaplarından “Fikir Nasıl Bulunur“. Kitabı el çantama attım hemen. Sabahları işe giderken otobüs veya minibüs kullandığım için mutlaka bir şeyler okumam gerektiğinden ( kitap okumadan boş boş oturup sağa sola bakındığım zamanlar da oluyor ) yanıma bir kaç kitap alıyorum. Böylece en kötü ihtimalle haftada 1 kitap okumuş oluyorum.

Güne başlarken bu kitabı okumak daha bir farklı. Moralim gün boyunca daha yüksek oluyor ve fikir tıkanıklığı yaşadığım noktalarda “aslında ben fikirlerle dolu bir adamım. Bana ko’maz bu tıkanıklık” : ) diye düşünüp yola devam ediyorum.

Düşünce gücünün yani beynin, hayatımızı yönlendiren en önemli “şey” olduğunu esprili bir dille anlatıyor bu kitap. Okunması gerekir.

Zeytinburnuspor maçı

November 19th, 2006

Çarşamba günü oynanan maç için İstanbul’daydık. Salı akşamı uçakla geçtik ve Pier Loti’deki Turquhouse Hotel’de kaldık. Harika bir hizmet anlayışı var bu otelin. Havaalanına bir araç yolladılar ve hotele transferimizi yaptılar. Kaldığımız odalar oldukça güzeldi. Kablosuz internetleri vardı. Ütülenmesi gereken kıyafetlerimi kısa sürede ütüleyip teslim ettiler… Yani bir hotel’den beklediğim her şey burada vardı.

Sabah Haliç’e karşı yaptığımız şahane bir kahvaltının ardından memorandumumuzu yaptık ve son olarak Aydın Abi, Zeytinburnu Stadı’na transferimizi yaptı. ( Transfer aracının şoförü Aydın Abi’ye ilgisi ve nezaketi için tekrar teşekkür ederim )

Bu kadar güzel bir mekanın biz hakemlere gecelik maliyeti ne kadardır dersiniz?? 60 Ytl. Evet bir yanlışlık yok sadece 60 ytl. ( Hotel sorumlusu Kamil CANCA beye her şey için teşekkür ederiz )

Gelelim maça… Maç çok hızlı oynandı ve Ceyhan’daki maç gibi başarılı bir yönetim gösterdik. Kırmızı kart göstermek zorunda kalmadık, itiraz sayısı oldukça azdı, goller nizami ve açıktı… Allah her hakeme böyle maçlar nasip etsin. Erol, Arif, Kemal ve Hakan… iyi bir dörtlü olduk bu maçta. Darısı diğer maçların başına…

Bu arada dönüşümüz de uçakla olduğu için pazar akşamı saat 21:30′da evimdeydim. Bu o kadar güzel bir duygu ki anlatamam. Dileğimiz her türlü maça uçakla gidilip gelinmesi… Yakın zamanda bunun da olacağına eminim.

Hakem şansınız bol olsun.  İşte fotoğraflar

Ceyhan’da bir haftasonu

November 18th, 2006

10 Kasım’dan bu yana yeni bir giriş yapamadım çünkü haftasonu Ceyhan’da olmam gerekiyordu. Kaldığım yerde internet olmasına rağmen başım çok kalabalıktı ve yazmak için vaktim de olmadı.

Cumartesi günü İstanbul aktarmalı bir uçuş sonrası Adana’ya indik (Saat 17:30 gibi) ve iner inmez havaalanındaki Budget firmasından bir araba kiraladık. Ceyhan’a kafamız ağrımadan gidebilmenin 2 yolu vardı. Ya bir taksiyle anlaşıp bizi götürüp getirmesini sağlayacaktık ya da bir araba kiralayıp keyfimize bakacaktık. Biz ikinci seçeneği tercih ettik ve bir günlüğü 60 Ytl’ye bir Renault Clio kiraladık. ( Ayrıntı veriyorum çünkü bizden sonra Ceyhan’a maça giden olursa bu yazdıklarımın bir faydasının olmasını istiyorum )

Bu arada unutmadan söyleyeyim. Havalimanlarında çantanızdan gözünüzü asla ayırmayın. Adana’ya indiğimizde Adanademirspor maçının dörtlüsüne merhaba demeye gittik ve çantalarımızı 5 metre arkamızda yanyana bıraktık. bir süre sonra dönüp baktığımda çantamın yerinde yeller esiyordu. Acaba Baki (Kıdemli yardımcı hakem) çantamı başka bir yere mi taşıdı diye düşünürken ve etrafa bakınırken çantamı, tam köşeyi dönmekte olan yaşlı bir amcanın taşıma arabasında gördüm. Koşarak yanına gittim ve “afedersiniz bir karışıklık olmuş olabilir mi çünkü bu çanta benim” dedim ve çantamı arabadan aldım. Yaşlı amca önce şaşırdı sonra bir bana bir çantaya baktı. Beraber geri dönüp çantayı aldığı yere baktık. Amcadan şüphelenmedim dersem yalan söylemiş olurum ama geri dönüpte amcanın çantasını orada görünce şüphelerim uçtu gitti.

Eğer daha iyi bir otel bilmiyorsanız İnci Otel‘i tavsiye ederim. Dört yıldızlı bir otel veCeyhanspor - Y.Ereğlispor merkezde, Çetinkaya Mağazası’nın hemen arkasında. ( Bu kadar kolay anlattığıma bakmayın. Bulana kadar çok zorlandık. Adana’nın karışık yolları ve köprülü kavşakları sağolsun! ) Hakem indirimi yapıyorlar. Tek kişilik oda 65 çift kişilik oda 85 Ytl. Odaları temiz ve kahvaltı da oldukça iyi. Hatta bu otelin ilginç bir yanı da gündüz güvenlik görevlisi olarak çalışan kişinin adının Mustafa Çulcu olması. Dalga geçmiyorum, gittiğinizde sorarsınız : )

Akşam Adana’yı gezdik biraz. “Büyük Köy” diyor Adana için bazı Adana’lılar. Saat dokuzdan sonra hayatın bittiğini söylüyorlar. Ki bunu gözlerimizle biz de gördük. Sokaklar ve caddeler boştu. Gezerken Sun Patiserrie adında modern bir mekan dikkatimizi çekti ve girip bol dondurmalı kazandiplerini midemize indirdik : ) Garsonun biri hakem olduğumuzu anladı ( Anlaşılmaması mümkün değil zaten. Acaba biz mi çok belli ediyoruz ?) ve biraz maçlar hakkında konuştu. Tatlılar bitince kalktık ama burayı çok sevdik. Adana’ya tekrar gidersem buraya mutlaka uğrayacağım.

Otel’de iyi bir uyku çektikten sonra sabah erkenden (08:30) kahvaltımızı yaptık. Yaklaşık 1 saat süren bir memorandumdan sonra saat 10:30′da Ceyhan’a doğru yola çıktık.(Adana-Ceyhan arası yaklaşık 35 dk sürüyor) Sahaya vardık, kontrollerimizi yaptık ve odamıza geçip hazılanmaya başladık. Gözlemcimiz Ahmet Deniz Mardin’den temsilci Yener Gürel ise Mersin’den geldi. Maç 13:30′da başladı ve çok güzel geçti. Hem oyucular iyi niyetliydi hem de şansımız yaver gitti. Baki, Durmuş ve İbrahim çok yardımcı oldular. Sahada tam bir ekip olduk. Harikaydı.

Maçtan hemen sonra duşumuzu alıp yola çıktık ve Adana’ya geldik. Uçak iznimiz olmadığı için ( Geliş uçağı bize aitti : ) ) dönüş için Varan‘dan bilet almıştık saat 20:30′a. Herkesin övdüğü bir yere akşam yemeği için gittik:Yüzevler Kebapçısı. ( Web siteleri var mı diye baktım ama bulamadım ) Kusursuz bir karşılama, tertemiz-huzurlu bir ortam ve harika yemekler. Fiyatlar da fena değil. Adana’ya giden arkadaşlar, buraya gitmenizi tavsiye ederim. Maç sonrası acıkan karnınızı doyurmak için iyi bir yer.

Ve yolculuğun sonu. Dolu dolu geçen haftasonunun en can sıkıcı kısmı dönüş otobüsüydü. Keşke tüm maçlara uçakla gidip gelebilsek. 12 saat süren uzuuun ve çok yorucu bir yolculuk oldu. Eski model bir otobüstü ve koltuklar belimizi fena ağrıttı. Servis yapan arkadaşın ilgisi olmasa Varan ile bir daha yolculuk yapmamayı düşünebilirdim.

Hülasa, hakem şansınız bol olsun. Kalın sağlıcakla. Fotoğraflarımız da burada.

Her zaman kalbimizdesin ATAM!

November 10th, 2006

“Büyük olmak için hiç kimseye dalkavukluk etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin.

Herkes sana karşı çıkacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalısacaktır, fakat sen buna dayanıklı olacaksın, önüne sonu gelmeyen engeller çıkacaktır. Kendini büyük değil; küçük, zayıf, kimsesiz ve araçsız kabul edecek, kimseden yardım gelmeyecegine inanmış olarak bu engelleri aşacaksın.

Bundan sonra da sana “BÜYÜKSÜN” derlerse bunu söyleyenlere güleceksin!…

Mustafa Kemal ATATÜRK

O bence insanlık tarihinin görüp görebileceği en büyük lider. O’nun fotoğraflarına bakmak bile insanı etkiliyor, bakışları insanın kanını donduruyor. Atatürk fotoğrafları.

İyi ki varsın del.icio.us

November 10th, 2006

Adın gibi nefis tadın gibi leziz bir bookmark (sık kullanılanlar) uygulamasısın sen del.icio.us‘um. Artık her yerden ulaşabiliyorum bookmarklarıma. Her bir siteye kendi belirlediğim etiketler verebiliyor ve siteleri sınıflandırabiliyorum. Ayrıca benimle benzer eğilimlere sahip insanlarla bir ağ oluşturup onların da bookmarklarını görebiliyorum. Bu harika!

Kendisini “social bookmarking” diye tanımlıyor del.icio.us. Hangi sitenin kaç kişi tarafından bookmarklandığını, en popüler sitenin hangisi olduğunu kolaylıkla öğrenip siteleri ziyaret edebiliyoruz. Böylece gözümüzden kaçırdığımız güzel ve yararlı web sitelerini görme şansına erişiyoruz.

Sen internetteki gözüm kulağımsın del.icio.us!

Kabus dolu CSS günleri

November 10th, 2006

Starsale‘de cumartesi eğitim günüdür. Son 4 eğitimde xhtml ve css üstüne yoğunlaştık. Ve bir kaç eğitim daha bu böyle sürecek sanırım. Hiçte dışarıdan göründüğü gibi kolay değilmiş, tasarımı temiz bir Css’le buluşturmak.

DIV elementinin sayfa içindeki pozisyonu konusunda ciddi sıkıntılarım var. Bir türlü kontrol edemiyorum bu elementi. Float, clear, overflow, position gibi özellikleri çok daha iyi öğrenmem gerekiyor. Tabi benim gibi bu işe soyunan herkesin bunları iyice anlaması lazım. Bu da bol bol örnek yapmakla olabilir.

Elementlerin site içindeki yerleşimi esnasında yaşanan zorluklar tablosuz tasarımın en büyük dezavantajı olsa gerek. Ama tüm bunlara rağmen bu işin ucunu bırakma niyetinde değilim. Önemli değil, biraz daha uzun zamana yayılsın öğrenmek.

Belki “öğrenmene ne gerek var, bir çok sitede yapılmışı var, onları kullan” diyenler olabilir. Fakat bu tarz bir çalışma beni ne kadar tatmin edebilir ki. Önce kendim anlayıp yazabilmeliyim aynı kodları ki yaptığım işten keyif alayım ve olası sorunları kolayca giderebileyim. Değil mi?

İnternet’in sesini biraz açar mısınız!?

November 8th, 2006

Gazete siteleri arasında gezinirken Sabah Gazetesi‘nin sayfalarında “bu haberi dinle” diye bir buton dikkatimi çekti. Butona derhal tıkladım ve bir bayan, haberi sesli olarak okumaya başladı. Metin okuma teknolojisinin web sayfalarında kullanıldığı ikinci bir site gerçekten bilmiyorum (gördüysem de hatırlamıyorum) ve Sabah’ın bu teknolojiyi ne zamandır kullandığını da bilmiyorum. Ama çok duygulandığımı ve mutlu olduğumu söylemeliyim.

  • Görme engelliler de okuma bilmeyenler de artık her türlü habere/bilgiye ulaşabilecekler, ( Biliyorum bir insanın hem okuma bilmemesi hem de internet sitelerinde bilgi araması tezat gibi durabilir ama öyle değil )
  • O an için gözlerine ihtiyacı olanlar, bir yandan haberi dinlerken diğer yandan işlerini yapmaya devam edebilecekler. (Hangimiz salonda televizyon açıkken yemek masasının üstünde ders çalışmadık ki. Bir kulağımız hep televizyondan gelen sesteydi.)

Web2.0′ın vizyonuyla örtüşen bir uygulama, iyi ve büyük bir iş başarmışsın Sabah, teşekkür ederiz. Darısı diğer web sitelerinin başına.

Bu arada Sabah’ın sitesine hangi haberi okumak için girdiğimi söylemeyi unuttum. İşte burada : )

JAVA IDE’leri

November 8th, 2006

Son aylarda java ile çok içli dışlı oldum ve bol bol java ide’si araştırmak zorunda kaldım. Bu konuda araştırma yapacaklara yardımcı olabilmek için bir liste hazırlamak istedim:

  1. Eclipse
  2. NetBeans
  3. IntelliJ
  4. Oracle JDeveloper
  5. Borland JBuilder
  6. JCreator LE (Lite Edition)
  7. BlueJ
  8. Jext
  9. Vs. (Listede olmayan diğer kullanışlı Ide’leri bildirirseniz sevinirim)

Yukarıdaki listede, IntelliJ dışındaki tüm IDE’ler ücretsiz.

Bol Java’lı günler.

Zend Studio 5.5 Beta Huzurlarınızda

November 8th, 2006

Bugüne kadar kullandığım en iyi Php IDE’si olmasının da ötesinde gönül bağım vardır Zend Studio’yla. 4 yıldır bana eşlik eden, iyi günümde kötü günümde hep benimle olan, eksiklerimi tamamlayan, hatalarımı ve nerede yaptığımı söyleyen, yaptığım herhangi bir şeyin nelere yol açacağını hiç şikayet etmeden gösteren sabırlı bir IDE’dir Zend Studio.

Gelişmiş bir IDE’de olan her türlü özelliğe sahip ve diğer Zend ürünleriyle de tam entegre çalışabiliyor. Kod tamamlama, ftp desteği, cvs desteği, dahili web sunucusu, hata ayıklama bu özelliklerden sadece bir kaçı.

5.5 Beta versiyonu dört yenilikle geliyor:

1. Gömülü java entegrasyonu ve kod tamamlama,
2. Kaynak koddaki değişiklikleri kolaylıkla takip edebilme,
3. Zend Framework entegrasyonu,
4. Uzak WSDL (Web Service Definition Language) dosya desteği.

Web2.0 nedir?

November 7th, 2006

Zend’in kurucularından Andi Gutmans, Zdnet sitesinde yayınlanan 3 dakikalık videosunda Web2.0′ın ne olduğunu ve interneti nasıl yeniden şekillendirdiğini teknik olarak anlatmaya çalışıyor. Web2.0 gibi son zamanların en popüler deyimi hakkında bir şeyler öğrenmek isteyenler için iyi bir kaynak.

Videoya buradan ulaşabilirsiniz.

SEO Powered by Platinum SEO from Techblissonline