April, 2007

Enschede – Hollanda 4 ( Student/thursday night – Saturday night)

April 30th, 2007

Perşembe ve Cumartesi günleri Enschede’nin merkezi en kalabalık günlerinden birini yaşıyor. Tüm öğrenciler şehir merkezine iniyor ve eğlence mekanları bir anda hareketleniyor. Bizim burada olduğumuz 28 Nisan Cumartesi günü ayrıca Twente Üniversitesi’nin her yıl düzenlediği ve bu sene 35. si yapılan Batavierenrace koşusuna denk geldi. Bu koşu için şehir merkezine 2 ayrı stage (sahne) kuruldu ve birinde nostalji rüzgarı eserken diğerinde elektronik rüzgarı iş başındaydı. Biz de (ben, Hz, elektronikhis, peter, karen, rico ve eşi, pieter ve eşi, lian, peter ve karen’in küçük kızları ) tam ortada bir yere konumlanıp iki sahnenin de rüzgarından faydalandık. Tabi koşunun sonucu ne oldu kim kazandı felan diye sormayın lütfen. Çünkü hiçbirimiz bununla ilgilenmedik…

Biz şehir merkezinden ayrılırken saat bir buçuk – iki arasıydı ve hala çok büyük bir kalabalık eğlenmeye devam ediyordu.Çeşitli noktalara portatif tuvaletler kurulmuştu. Ki onların olmadığı yerlerde de insanlar duvar diplerine… :)

Bir kadın çıktı sahneye, eski şarkıcılarından biriymiş ve zamanında çok ünlüymüş. Saçları yoktu, kısa boylu ve oldukça şişmandı. Palyaço kıyafeti giymişti ve sürüyle dövmesi vardı. Anlamadım, çok çılgın bir kadındı ve insanları deli gibi eğlendirdi.

Sözün kısası perşembe ve cumartesileri Enschede halkı eğlenmek için şehir merkezine akın ediyor. Yolunuz oralara düşerse aklınızda olsun…

Enschede – Hollanda 3 ( Şehirde yürüyüş )

April 30th, 2007

Enschede 150.000 kişinin yaşadığı küçük bir şehir ve yürüyerek bile olsa sokaklarda tur attığınızda şehir hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. İlk şaşkınlığım tabii ki bisikletler olmuştu. Bundan daha önce de bahsettim. Umarım Antalya’da Enschede gibi bisikletlerin sokaklarda cirit attığı bir şehir haline gelir. Hem trafiğin boğucu etkisi hem doğaya verdiğimiz zarar azalır hem de daha sağlıklı bir vücuda sahip olabiliriz. 70 yaşında bisiklet kullanan Enschede’li bayanları gördükten sonra aksini düşünmek mümkün değil.

Ayrıca sokaklarda bol miktarda engelli insan gördüm. Bir çoğu motorlu araçlarıyla şehirde geziyorlardı. Her şey düşünüldüğü ve insanlar onlara çok özen gösterdiği için gördüğüm kadarıyla bizim engellilerimize göre oldukça rahat yaşıyorlar.

House in red

Ve evler… Şehir merkezinde gördüğüm en yüksek yapı bir otele aitti. Onun dışında, neredeyse her yer 2 veya 3 katlı. Evler genelde bahçeli ve otoparklı. Bizimkilerden çok farklı bir iç ve dış mimariyle inşa edilmişler. Tıpkı filmlerdeki gibi :) Yeşillik ve doğa her zaman ön planda. Şehrin silüetini çirkinleştiren hiç bir yapı ile karşılaşmadım.

Aslında yukarıki paragrafta özetlediğim durumla Hollanda’nın yaşanabilir toprak sıkıntısı çekmesi arasında bir tezat var gibi. Her sene topraklarının bir kısmını erozyona ve okyanusa kaptıran, deniz seviyesi altında kalan toprakları nedeniyle sıkıntı yaşayan, küresel ısınmanın tehdidiyle karşı karşıya kalan Hollanda, tüm bunlara rağmen tercihini az katlı ve bahçeli evlerden yana kullanıyor. Bilmiyorum belki ileride onlar da bizler gibi daha yüksek binalar yapmak ve apartman dairelerinde yaşamak zorunda kalabilirler.

Evler

Neredeyse her sabah kahvaltı sonrası bir süre yürüyüş yaptık. Çok kilise gördük etrafta. Ama çoğu kullanılmıyordu. bazıları tadilattaydı bazıları ise party house olarak kullanılıyorlardı. Hollandalıların dine karşı olan tavırları ilginç geldi bana. Bir caminin gece kulübü olarak kullanılması fikri bize oldukça uzak. Maneviyatın bu derece geri plana itilmesi neden acaba? Bunu kendilerine sormak lazım. Henüz sormadım ama herkesin inancı kendisini ilgilendirir. Kiliseleri bu şekilde kullanıyor olmaları onların bizden daha az dindar olduğu anlamına gelir mi? Bilmiyorum…

Kilise -Church

Taş duvarlar üstünde bir kaç resim denemesi yapmak iyi olabilir diye düşündüm. Çünkü renkleri fotoğraf için o kadar uygun ki bunu yapmadan geri dönmek olmazdı. Aşağıdaki fotoğrafın ismini “başka bir gelecek – another future” koydum :) Bir gün her şeyin çok güzel olacağı inancımı hiç kaybetmedim. Bu fotoğrafı da kendime ve güzel eşim jaan’a hediye ediyorum … sçs

Another future - başka bir gelecek

Enschede – Hollanda 2 (Bisiklet turu)

April 27th, 2007

AB üyesi olan ülkelerde sınır kavramı bizdeki gibi değil. Mesela patronum Peter, Losser kasabasında yaşıyor. Ve bu kasaba Almanya sınırına çok yakın. Haritadan bakabilirsiniz.

Bir akşam bisiklet turuna davet ettiler bizi. Biz de severek kabul ettik. Çünkü etrafı görebilmek için iyi bir fırsattı bisiklet turu. Akşam iş çıkışı Losser’e geçtik. Bisikletlerimizi hazırladık ve yola çıktık. 7 km kadar pedal çevirdikten sonra Almanya sınırını geçtik ve Almanya’nın bir kasabasında mola verdik. Bizim için çok farklı ve olağanüstü bir durumdu bu. Bir ülkeden başka bir ülkeye bisiklet üstünde geçtik ve kimse bize “dur bakalım sen kimsin” demedi. Harikaydı…

Bisiklet turu

Mola verdiğimiz kasabadaki İtalyan Dondurmacısı’nda dondurmalarımızı yedikten ve dinlendikten sonra kasabayı bisikletlerimizle biraz turladık ve biraz daha farklı bir yoldan Losser’e geri döndük. 1,5 saate sığan bu yolculuk boyunca çok geniş yeşillikleri, kapanan tekstil fabrikalarını, Türk mahallesini, kiliseleri ve daha bir çok güzel yeri gördük.

İtalya Dondurmacısı

Enschede – Hollanda 1 (First time in Europe)

April 22nd, 2007

Almanya

Son 6 aydır geliştirmek için yoğun çaba harcadığımız projenin 1. versiyonunu yayınlamadan önce yapılması gereken bazı ön testler ve müşterilerimizden biriyle görüşmek için 22 Nisan’da Enschede’ye gittik. Duseldorf Havaalanı’ndan geçmemiz daha kolay olacağı için uçuşumuz Dusseldorf’a oldu. Aslında gecikmiş bir ziyaretti. 2 ay önce gelip müşterimizle bazı konular üstünde görüşmemiz gerekiyordu ama konsoloslukta yaşadığımız vize sorunu nedeniyle seyahatimiz ertelenmişti. Patronumuz Peter’in devreye girmesiyle vizelerimiz hemen onaylandı. 6 aylık Şengen vizesini de cebime koyunca beni tutabilene aşk olsun :)

Enschede’nin merkezinde, Hindistan’lı bir çiftin işlettiği Amadeus Otel’e yerleştik. Sıcak, temiz, gürültüsüz, kablosuz interneti olan çok iyi bir oteldi. İşletmeci bayan her sabah kahvaltıda çok güleryüzlü ve alçak gönüllü bir şekilde çayımızı ve portakal suyumuzu hazırlayıp masamıza kadar getirdi. Sağolsun varolsun…

Starsale

Her sabah Peter veya Eric gelip bizi otelden aldı ve ofise geçtik. Öğle yemeklerini ofisimizdeki büyük masada tüm ofis beraber yaptık. Bu her gün böyle oldu ve her gün akşam saat 18′e kadar işimizle meşgul olduktan sonra şehir merkezine bir şeyler yemeye gittik. Domuz eti yememek için gezinirken daha ilk akşamımızda Türklerin işlettiği bir döner salonu bulduk ve attık kendimizi içeri. Meğersem 8.000 civarında Türk yaşarmış Enschede’de. Zaten nüfusu 150.000 olan bir şehirde bu oldukça büyük bir rakam. Gerçekten de her gün bir çok Türk’le karşılaştık.

Bol bol bira, su, kola, portakal suyu ve Rivella tükettik. Döner de yedik, yöresel yemeklerden de tattık. Tek dikkat ettiğimiz domuz eti olmamasıydı. Ki zaten her türlü alternatifi olan bir yer Enschede. Balık, tavuk, hindi, dana eti, vs hepsi mevcut. Gidipte aç kalmak felan mümkün değil. Her damak tadına uygun seçenek bol miktarda var.

Portakal

Her taraf bisiklet ve şehir tamamen buna göre düzenlenmiş. Bisiklet için ayrı yollar, yayalar için bas-geçli trafik ışıkları, arabalar için özel park yerleri v.s yerler öyle güzel oranda yapılmış ki hiç kimse bu düzeni bozmaya çalışmıyor. Caddeleri çok geniş olmamasına rağmen ( bizim caddelerimiz daha geniş ) insanların kurallara uyması nedeniyle trafikta inanılmaz bir sakinlik var. Kimse korna çalmıyor, birbirine bağırmıyor, arabalar yayalara ve bisikletlilere azami derecede dikkat ediyor, v.s v.s Ayrıca çevre konusunda çok hassaslar çünkü küresel ısınmanın tehdit ettiği ülkelerin başında Hollanda geliyor. Her yer yemyeşil. Türkiye’de sadece az sayıda kalmış ormanda bulabileceğiniz yeşillik Enschede’de her yerde var. Hava oksijen dolu.

Genci yaşlısı büyük bir çoğunluk bisiklet kullanıyor. Yüksek topuklu, şık giyimli bayanlar da bisiklet kullanıyor, takım elbiseli kravatlı erkekler de. Ve bu onlar için çok doğal. Bisiklet buradaki insanların ana ulacım aracı.

Her yer bisiklet

Jaan resim yaparken ben fotoğraf çekiyorum…

April 20th, 2007

En güzel günlerimden biriydi bugün. Mesaimin tam ortasında jaan messengerden bir kaç fotoğraf yolladı. Fotoğraflardaki kadın tualin karşısına geçmiş resim yapıyordu. Rengarenk bir şapka giymiş, sevimli sevimli gülümsüyordu.

Hoşgeldin jaanım :)

Yeni başladığım fotoğrafçılık işinde kendimce yeni şeyler deniyorum. Canon EOS 400D‘yi alır almaz çok daha zaman ayıracağım fotoğrafa…

TFF’nin yeni sitesi

April 19th, 2007

Türkiye Futbol Federasyonu’nun yeni sitesi bir süre önce yayına girdi. İlgili arkadaşlar çoktan girip incelemişlerdir siteyi zaten. Kırmızı rengin etkileyiciliği karşısında ( ki kırmızı ve beyaz bir arada çok güzel sonuçlar doğurabilir) girdiğiniz andan itibaren gözünüzü alamıyorsunuz sayfadan adeta.

Federasyonun kurumsal imajıyla birebir örtüşen bir tasarıma sahip olan siteyi kullanılabilirlik(usability), erişilebilirlik (accessibility) ve hedefe ulaşma hızı açısından incelediğimizde karşımıza dikkate değer sonuçlar çıkıyor. Web Developer Tool kullanılarak Css ve resimler iptal edilerek site gezildiğinde tatmin edici bir görüntüyle karşılaşıyoruz. Javascript iptal edilerek bakıldığında da site fonksiyonlarının hepsinin çalışmaya devam ettiğini görüyoruz. Ayrıca ulaşmak istediğimiz bilgiye ulaşmak bir kaç saniye sürüyor. Link tasarımının iyi olması, link kırıntılarının bolca kullanılması ve sitenin hızlı bağlantıya sahip bir  serverde barındırılıyor olması da bunun sebeplerinden tabii ki.

Tasarım açısından bakıldığında ise profesyonel ve işini bilen bir elden çıktığı kesin. ( Sanırım Netron tarafından yapılmış) Asp.NET, javascript, css ve html kullanılarak geliştirilmiş. Tek eksik tarafı ise tablosuz tasarımın olmayışı.

Siteyi geliştiren ekibe ve buna ön ayak olan Futbol Federasyonu yöneticilerine buradan çok teşekkür ediyorum. Ellerinize sağlık ;)

SEO Powered by Platinum SEO from Techblissonline