October, 2009

İkinci koşu da geride kaldı.

October 18th, 2009

Beni tanıyanlar son 3 sezonbaşı koşusunu koşamadığımı bilir. Bu sezon ise iyi bir başlangıç yaparak hem psikolojik engelimi hem de özgüven problemimi aştım. Sezonun 2. koşusunu da başarıyla tamamlamam ise ayrı bir moral oldu.

Merak edenler için bu testin nasıl bir şey olduğunu anlatmak iyi olabilir. Genelde aile yakınlarım ve hakem olmayan arkadaşlarımın sık sık sorduğu sorulardan biri de “kaç kilometre koşuyorsunuz?” olduğu için biraz detaylardan bahsetmek merakları giderebilir.

30 dakikalık bir ısınma ile başlıyor test. Bu ısınma diliminden sonra 6 tane 40 metre koşuyoruz ve bu koşuda üst limit 6 saniye. Süreler zaman sensörleriyle ölçülüyor ve hata yapılma şansı yok. Herkesin +1 hakkı var. Bir tane 40 metre koşusunda başarısız olan bu hakkını kullanabiliyor.

Kısa mesafe koşuları biter bitmez 6 dakikalık dinlenme, ısınma ve açma-germe süresi başlıyor. Bu süreyi iyi kullanmak ve kısa mesafede gerilen kasları iyi esnetmek gerekiyor. 6 dakika biter bitmez dayanıklılık koşuları başlıyor. Bu koşuda 20 tane 150 metre koşmak gerekiyor ve her biri için üst limit 30 saniye. Ayrıca bir sonraki 150 metreye başlamadan önce de 35 saniyelik bir dinlenme süresi veriliyor.

Bu koşular dünyanın her yerinde 3 yıldır aynı şekilde uygulanıyor ve yapısı itibariyle de bir hakemin saha içindeki fiziksel aktiviteleriyle bire bir örtüşüyor. Hakemlerin sahanın en çok koşan kişisi olduğunu artık herkes biliyor. Sahada yer alırken sık sık depar attığımızı ve hemen ardından jogging yaparak pozisyonları takip ettiğimizi düşündüğümüzde atletik testlerin neyi hedeflediğini daha iyi anlayabiliriz.

Bu kadar ayrıntı yeter. Çünkü bu yazıma başlarken sadece ne kadar mutlu olduğumu ve beynimde yarattığım o stres dalgalarının sona erdiğini söylemeyi planlamıştım.

Nice güzel koşulara inşallah.

SEO Powered by Platinum SEO from Techblissonline