‘Genel’ Category

Yeni Blog (MovableType)

July 15th, 2008

Çok uzun zamandır bir inatla zend-framework’te kendi blog uygulamamı yazmayı ve kendi blogumu da onun üstünden yayınlamayı düşünerek yazmaya ara vermiştim. Ama artık daha fazla inat etmeden bu sevdadan vazgeçiyorum.

Bir çeşit zaman tünelinden geçiyorum ve günler gözümü kapatıp açıncaya kadar geçiyor. İşyerindeki yorucu ama keyif veren tempo, taşınma meselesi (evleneli 3 sene olmadı ama dördüncü evimize taşındık bile :- ) ), sezonun başlamasına sayılı günlerin kalması, Antalya’da havanın çok sıcak ve bunaltıcı olması… Ve bir sürü saymakla bitmeyecek mesele.

Bir önceki bloğumu wordpress üstüne kurmuştum ve kendi evimden sunuyordum ama çeşitli teknik sorunlar çıkınca 20 girdi bile olmadan yayından kaldırmıştım.

Yine kendime neden bloğumu devam ettirmiyorum diye kzdığım bir günün ardından Blogger’de bir blog açıp devam etmek istedim ama o kadar kısıtlı bir blog sistemi ki çok fazla katlanamadan vazgeçtim.

Ve en sonunda, hem biraz meraktan hem de adını sıkça duyduğum için MovableType’ın kişisel sürümünü kullanmaya karar verdim. Ne diyelim, hayırlı olsun.

Bu seferki çabamın daha uzun süreceğini ve kesintiye uğramayacağını düşünüyorum.

Bu bir ilk yazı, çokta uzatmamak lazım. Kalın sağlıcakla!

Siz de söz verin!

May 6th, 2007

Bindiğimiz dalı kesiyoruz ama şimdilik bize bir şey olmadığı için çokta üstünde durmuyoruz. Ama bu dünya bizim kahrımızı çekmek zorunda mı? Her şeyini tükettiğimiz, kötü kullandığımız, kirlettiğimiz  yetmezmiş gibi gidişatı durdurmak için kılımızı dahi kıpırdatmıyoruz.

Ufak sorumluluklar alarak aslında büyük bir güç yaratabiliriz. En azından deneriz, çabalarız…

  • Toplu taşıma araçlarını tercih edebiliriz,
  • Bisiklet kullanımını artırabiliriz,
  • Su, elektrik kullanımını azaltıp tasarruf yapabiliriz,
  • Çevreci örgütlerin çalışmalarını maddi-manevi destekleyebiliriz,
  • Dünya elçisi görevine soyunup, sorumluluk alıp lokal çalışmalar yapabiliriz,
  • Geri dönüşümü destekleyebilir ve geri dönüştürülebilir ürünleri tercih edebiliriz,
  • Dünyamıza zarar veren kimyasal ürünleri kaldırıp çöpe atabiliriz,
  • Çocuklarımızı, kardeşlerimizi… çevre bilinciyle yetiştirebiliriz,
  • Ağaç dikebiliriz,
  • Ve tüm bunlara hemen-şimdi dünyamızdan içten bir özür dileyerek ve onunla barışarak başlayabiliriz…

“Bilinçsizce davranışlarımla sana zarar verdiğim, bize sunduğun kaynakları savurganca harcadığım ve senin tüm iyiliklerin karşısında aynı özeni sana gösteremediğim için özür dilerim. Bundan sonra kaynaklarını harcarken dikkat edeceğime, mutlaka bisiklet kullanmaya başlayacağıma, su ve elektrik tüketimimi azaltacağıma, kimyasal parfümlerimi çöpe atacağıma, her yıl ailem için en az bir ağaç dikeceğime ve çocuklarımı çevre bilinciyle yetiştireceğime söz veriyorum.”

Global Warner ekibinin hazırladığı www.globalwarner.org sitesini de mutlaka ziyaret edin…

Enschede – Hollanda 4 ( Student/thursday night – Saturday night)

April 30th, 2007

Perşembe ve Cumartesi günleri Enschede’nin merkezi en kalabalık günlerinden birini yaşıyor. Tüm öğrenciler şehir merkezine iniyor ve eğlence mekanları bir anda hareketleniyor. Bizim burada olduğumuz 28 Nisan Cumartesi günü ayrıca Twente Üniversitesi’nin her yıl düzenlediği ve bu sene 35. si yapılan Batavierenrace koşusuna denk geldi. Bu koşu için şehir merkezine 2 ayrı stage (sahne) kuruldu ve birinde nostalji rüzgarı eserken diğerinde elektronik rüzgarı iş başındaydı. Biz de (ben, Hz, elektronikhis, peter, karen, rico ve eşi, pieter ve eşi, lian, peter ve karen’in küçük kızları ) tam ortada bir yere konumlanıp iki sahnenin de rüzgarından faydalandık. Tabi koşunun sonucu ne oldu kim kazandı felan diye sormayın lütfen. Çünkü hiçbirimiz bununla ilgilenmedik…

Biz şehir merkezinden ayrılırken saat bir buçuk – iki arasıydı ve hala çok büyük bir kalabalık eğlenmeye devam ediyordu.Çeşitli noktalara portatif tuvaletler kurulmuştu. Ki onların olmadığı yerlerde de insanlar duvar diplerine… :)

Bir kadın çıktı sahneye, eski şarkıcılarından biriymiş ve zamanında çok ünlüymüş. Saçları yoktu, kısa boylu ve oldukça şişmandı. Palyaço kıyafeti giymişti ve sürüyle dövmesi vardı. Anlamadım, çok çılgın bir kadındı ve insanları deli gibi eğlendirdi.

Sözün kısası perşembe ve cumartesileri Enschede halkı eğlenmek için şehir merkezine akın ediyor. Yolunuz oralara düşerse aklınızda olsun…

Enschede – Hollanda 3 ( Şehirde yürüyüş )

April 30th, 2007

Enschede 150.000 kişinin yaşadığı küçük bir şehir ve yürüyerek bile olsa sokaklarda tur attığınızda şehir hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. İlk şaşkınlığım tabii ki bisikletler olmuştu. Bundan daha önce de bahsettim. Umarım Antalya’da Enschede gibi bisikletlerin sokaklarda cirit attığı bir şehir haline gelir. Hem trafiğin boğucu etkisi hem doğaya verdiğimiz zarar azalır hem de daha sağlıklı bir vücuda sahip olabiliriz. 70 yaşında bisiklet kullanan Enschede’li bayanları gördükten sonra aksini düşünmek mümkün değil.

Ayrıca sokaklarda bol miktarda engelli insan gördüm. Bir çoğu motorlu araçlarıyla şehirde geziyorlardı. Her şey düşünüldüğü ve insanlar onlara çok özen gösterdiği için gördüğüm kadarıyla bizim engellilerimize göre oldukça rahat yaşıyorlar.

House in red

Ve evler… Şehir merkezinde gördüğüm en yüksek yapı bir otele aitti. Onun dışında, neredeyse her yer 2 veya 3 katlı. Evler genelde bahçeli ve otoparklı. Bizimkilerden çok farklı bir iç ve dış mimariyle inşa edilmişler. Tıpkı filmlerdeki gibi :) Yeşillik ve doğa her zaman ön planda. Şehrin silüetini çirkinleştiren hiç bir yapı ile karşılaşmadım.

Aslında yukarıki paragrafta özetlediğim durumla Hollanda’nın yaşanabilir toprak sıkıntısı çekmesi arasında bir tezat var gibi. Her sene topraklarının bir kısmını erozyona ve okyanusa kaptıran, deniz seviyesi altında kalan toprakları nedeniyle sıkıntı yaşayan, küresel ısınmanın tehdidiyle karşı karşıya kalan Hollanda, tüm bunlara rağmen tercihini az katlı ve bahçeli evlerden yana kullanıyor. Bilmiyorum belki ileride onlar da bizler gibi daha yüksek binalar yapmak ve apartman dairelerinde yaşamak zorunda kalabilirler.

Evler

Neredeyse her sabah kahvaltı sonrası bir süre yürüyüş yaptık. Çok kilise gördük etrafta. Ama çoğu kullanılmıyordu. bazıları tadilattaydı bazıları ise party house olarak kullanılıyorlardı. Hollandalıların dine karşı olan tavırları ilginç geldi bana. Bir caminin gece kulübü olarak kullanılması fikri bize oldukça uzak. Maneviyatın bu derece geri plana itilmesi neden acaba? Bunu kendilerine sormak lazım. Henüz sormadım ama herkesin inancı kendisini ilgilendirir. Kiliseleri bu şekilde kullanıyor olmaları onların bizden daha az dindar olduğu anlamına gelir mi? Bilmiyorum…

Kilise -Church

Taş duvarlar üstünde bir kaç resim denemesi yapmak iyi olabilir diye düşündüm. Çünkü renkleri fotoğraf için o kadar uygun ki bunu yapmadan geri dönmek olmazdı. Aşağıdaki fotoğrafın ismini “başka bir gelecek – another future” koydum :) Bir gün her şeyin çok güzel olacağı inancımı hiç kaybetmedim. Bu fotoğrafı da kendime ve güzel eşim jaan’a hediye ediyorum … sçs

Another future - başka bir gelecek

Enschede – Hollanda 2 (Bisiklet turu)

April 27th, 2007

AB üyesi olan ülkelerde sınır kavramı bizdeki gibi değil. Mesela patronum Peter, Losser kasabasında yaşıyor. Ve bu kasaba Almanya sınırına çok yakın. Haritadan bakabilirsiniz.

Bir akşam bisiklet turuna davet ettiler bizi. Biz de severek kabul ettik. Çünkü etrafı görebilmek için iyi bir fırsattı bisiklet turu. Akşam iş çıkışı Losser’e geçtik. Bisikletlerimizi hazırladık ve yola çıktık. 7 km kadar pedal çevirdikten sonra Almanya sınırını geçtik ve Almanya’nın bir kasabasında mola verdik. Bizim için çok farklı ve olağanüstü bir durumdu bu. Bir ülkeden başka bir ülkeye bisiklet üstünde geçtik ve kimse bize “dur bakalım sen kimsin” demedi. Harikaydı…

Bisiklet turu

Mola verdiğimiz kasabadaki İtalyan Dondurmacısı’nda dondurmalarımızı yedikten ve dinlendikten sonra kasabayı bisikletlerimizle biraz turladık ve biraz daha farklı bir yoldan Losser’e geri döndük. 1,5 saate sığan bu yolculuk boyunca çok geniş yeşillikleri, kapanan tekstil fabrikalarını, Türk mahallesini, kiliseleri ve daha bir çok güzel yeri gördük.

İtalya Dondurmacısı

Enschede – Hollanda 1 (First time in Europe)

April 22nd, 2007

Almanya

Son 6 aydır geliştirmek için yoğun çaba harcadığımız projenin 1. versiyonunu yayınlamadan önce yapılması gereken bazı ön testler ve müşterilerimizden biriyle görüşmek için 22 Nisan’da Enschede’ye gittik. Duseldorf Havaalanı’ndan geçmemiz daha kolay olacağı için uçuşumuz Dusseldorf’a oldu. Aslında gecikmiş bir ziyaretti. 2 ay önce gelip müşterimizle bazı konular üstünde görüşmemiz gerekiyordu ama konsoloslukta yaşadığımız vize sorunu nedeniyle seyahatimiz ertelenmişti. Patronumuz Peter’in devreye girmesiyle vizelerimiz hemen onaylandı. 6 aylık Şengen vizesini de cebime koyunca beni tutabilene aşk olsun :)

Enschede’nin merkezinde, Hindistan’lı bir çiftin işlettiği Amadeus Otel’e yerleştik. Sıcak, temiz, gürültüsüz, kablosuz interneti olan çok iyi bir oteldi. İşletmeci bayan her sabah kahvaltıda çok güleryüzlü ve alçak gönüllü bir şekilde çayımızı ve portakal suyumuzu hazırlayıp masamıza kadar getirdi. Sağolsun varolsun…

Starsale

Her sabah Peter veya Eric gelip bizi otelden aldı ve ofise geçtik. Öğle yemeklerini ofisimizdeki büyük masada tüm ofis beraber yaptık. Bu her gün böyle oldu ve her gün akşam saat 18′e kadar işimizle meşgul olduktan sonra şehir merkezine bir şeyler yemeye gittik. Domuz eti yememek için gezinirken daha ilk akşamımızda Türklerin işlettiği bir döner salonu bulduk ve attık kendimizi içeri. Meğersem 8.000 civarında Türk yaşarmış Enschede’de. Zaten nüfusu 150.000 olan bir şehirde bu oldukça büyük bir rakam. Gerçekten de her gün bir çok Türk’le karşılaştık.

Bol bol bira, su, kola, portakal suyu ve Rivella tükettik. Döner de yedik, yöresel yemeklerden de tattık. Tek dikkat ettiğimiz domuz eti olmamasıydı. Ki zaten her türlü alternatifi olan bir yer Enschede. Balık, tavuk, hindi, dana eti, vs hepsi mevcut. Gidipte aç kalmak felan mümkün değil. Her damak tadına uygun seçenek bol miktarda var.

Portakal

Her taraf bisiklet ve şehir tamamen buna göre düzenlenmiş. Bisiklet için ayrı yollar, yayalar için bas-geçli trafik ışıkları, arabalar için özel park yerleri v.s yerler öyle güzel oranda yapılmış ki hiç kimse bu düzeni bozmaya çalışmıyor. Caddeleri çok geniş olmamasına rağmen ( bizim caddelerimiz daha geniş ) insanların kurallara uyması nedeniyle trafikta inanılmaz bir sakinlik var. Kimse korna çalmıyor, birbirine bağırmıyor, arabalar yayalara ve bisikletlilere azami derecede dikkat ediyor, v.s v.s Ayrıca çevre konusunda çok hassaslar çünkü küresel ısınmanın tehdit ettiği ülkelerin başında Hollanda geliyor. Her yer yemyeşil. Türkiye’de sadece az sayıda kalmış ormanda bulabileceğiniz yeşillik Enschede’de her yerde var. Hava oksijen dolu.

Genci yaşlısı büyük bir çoğunluk bisiklet kullanıyor. Yüksek topuklu, şık giyimli bayanlar da bisiklet kullanıyor, takım elbiseli kravatlı erkekler de. Ve bu onlar için çok doğal. Bisiklet buradaki insanların ana ulacım aracı.

Her yer bisiklet

TFF’nin yeni sitesi

April 19th, 2007

Türkiye Futbol Federasyonu’nun yeni sitesi bir süre önce yayına girdi. İlgili arkadaşlar çoktan girip incelemişlerdir siteyi zaten. Kırmızı rengin etkileyiciliği karşısında ( ki kırmızı ve beyaz bir arada çok güzel sonuçlar doğurabilir) girdiğiniz andan itibaren gözünüzü alamıyorsunuz sayfadan adeta.

Federasyonun kurumsal imajıyla birebir örtüşen bir tasarıma sahip olan siteyi kullanılabilirlik(usability), erişilebilirlik (accessibility) ve hedefe ulaşma hızı açısından incelediğimizde karşımıza dikkate değer sonuçlar çıkıyor. Web Developer Tool kullanılarak Css ve resimler iptal edilerek site gezildiğinde tatmin edici bir görüntüyle karşılaşıyoruz. Javascript iptal edilerek bakıldığında da site fonksiyonlarının hepsinin çalışmaya devam ettiğini görüyoruz. Ayrıca ulaşmak istediğimiz bilgiye ulaşmak bir kaç saniye sürüyor. Link tasarımının iyi olması, link kırıntılarının bolca kullanılması ve sitenin hızlı bağlantıya sahip bir  serverde barındırılıyor olması da bunun sebeplerinden tabii ki.

Tasarım açısından bakıldığında ise profesyonel ve işini bilen bir elden çıktığı kesin. ( Sanırım Netron tarafından yapılmış) Asp.NET, javascript, css ve html kullanılarak geliştirilmiş. Tek eksik tarafı ise tablosuz tasarımın olmayışı.

Siteyi geliştiren ekibe ve buna ön ayak olan Futbol Federasyonu yöneticilerine buradan çok teşekkür ediyorum. Ellerinize sağlık ;)

Merhaba aşkım, merhaba dünya ben geldim :)

February 24th, 2007

Neredeyse 2 ay geçti son yazımın üstünden. Çok yorucu ve yoğun bir dönem geçirdim. Antalya’da oynanan devre arası maçları, iş yerimde yetişmesi gereken bir projenin olması, atletik test, haftasonu maçları, akşam idmanları vs derken günler su gibi akıp geçti.

Şu an Atatürk Havalimanı’ndayım ve bu yazıyı CIP salonundaki bilgisayarlardan yazıyorum. Gaziantep’teki G.Antep BŞB – Altay maçında 4. hakem olarak görevliyim ve 17:25′te kalkacak uçağımızı bekliyoruz. Havaalanları hakemlerin haftasonları buluşma noktası gibi oluyor. Şık kıyafetleriyle ve uyumlu görüntüleriyle dolaşan,konuşan, oturan, check-in yaptıran veya bir şeyler okuyan hakemleri farketmemek neredeyse imkansız. Mesela Bülent DemirlekVedat Yüksel ve Barış Şimşek‘te şu an burada ve uçaklarını bekliyorlar. Ayrıca Özgür KayaMustafa Öğretmenoğlu, Suat Tıknaz, Utku Yükselbaba, Baki Yiğit, Şeref Basmacı…

Bugün lafı çok uzatmayacağım. 2 aylık sürede çok güzel dakikalar yaşadım. Yılbaşı gecesi, Jaan‘ın doğumgünü, Fenerbahçe maçı, evlilik yıldönümümüz, sevgililer günü… Bunlardan mutlaka bahsetmeliyim.

Jaan sçs :)

Yararlı Web2.0 uygulamaları

December 9th, 2006

Bazen kendimi internette deli gibi gezerken buluyorum. Bir sayfadan diğerine atlayıp kim ne yapıyor merakla inceliyorum. Ve şahsım adına, dünyada olup biten bir çok gelişmenin uzaktan bir izleyicisi olmak beni fazlasıyla strese sokuyor. Sanki bir sabah yataktan kalkıpta bilgisayarımın başına geçtiğimde birileri “Üzgünüm dostum, artık senin için çok geç. Biz yapılabilecek her şeyi yaptık. Sana ihtiyaç kalmadı artık!” diyecekmiş gibi bir psikoza giriyorum :)

Tüm bu kuruntularımdan sıyrılıpta aklı selim kimliğime büründüğümdeyse gördüğüm her yeni uygulama beni çılgınca mutlu ediyor. Grafik, ofis, müzik, yedekleme, bookmarking vb uygulamaların web’e taşınması çok sevindirici.

Artık depolama ünitesi olarak kişisel bilgisayarımızın hard-diskinin kullanılmayacağı, web tabanlı işletim sistemlerinin bugünkü sistemlerin yerini alacağı günlere doğru koşarak ilerliyoruz.

Depolama, bant genişliği, telif hakları ile ilgili sorunların çıkacağı (ve hatta çıktığı) gün gibi ortada. Bu sorunlar da hızla çözülüp ilgili uygulamalar geliştirildiğinde ise çok farklı bir siberalem bizi bekliyor olacak.

İnternetin geleceği o kadar parlak ki herkes bu güce sahip olmak ve bir köşesinden tutmak için savaşıyor. Umarım bizler de bu gelişmelerin hep içinde olur ve anahtar noktalarda yer almamızı sağlayacak yeniliklere imza atabiliriz…

Hülasa, konuyu daha fazla dağıtmadan başlıkta belirttiğim yararlı web2.0 uygulamalarının bazılarını paylaşmak istiyorum. Bunları bir çoğunuz çok iyi biliyorsunuz ama bilmeyenler de lütfen incelesinler ve mümkün oldukça kullansınlar.

Resim paylaşım

Video paylaşım

Müzik Paylaşım

  • last.fm { İşyerimde bu siteden müzik dinliyorum. Çok başarılılar. }
  • purevolume

Resim düzenleme

  • mypictr { Profil resminizi, üye olduğunuz sitenin istediği ölçülere getirmek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Bu fikre şapka çıkartılır! }
  • resizr
  • pikipimp
  • pxn8

Ofis ve benzeri uygulamalar

Arama Motorları

  • askalexia
  • like
  • google
  • microsoft live { Microsoft bu ürününe çok güveniyor. Bakalım zaman neyi gösterecek? }
  • searchmash
  • A9 { Kullanmak farklı bir deneyim yaratabilir. }
  • hakia { Amerika’daki bir Türk şirketi. geliştirdikleri “anlamsal arama motoru” ile zorlu arenada devlerle başabaş yarışacak kadar güçlüler. Ben ana sayfamı hakia yaptım bile…}

Bookmark kardeşliği

  • del.icio.us { Bugünlerde hayatımı kolaylaştıran en zıpzıp en paylaşımcı en zeki uygulama. Tapıyorum sana del.icio.us }
  • blinklist

Başlangıç sayfaları

Diğer yararlı uygulamalar

  • zamzar { Pdf’ye dönüştürmeniz gereken bir word dosyanız veya jpg’ye çevrilmesi gereken bir bmp dosyanız mı var? İşinizi görecek web uygulaması işte burada. Daha bir çok dosya formatını birbirine dönüştüren harika bir bukalemun :) }
  • flock { Firefox tabanlı multimedya browser }
  • sizeasy { Ürünlerin ölçülerini 3 boyutlu karşılaştırmanızı sağlayan hoş bir uygulama }
  • competitio.us { Rakipleriniz hakkında, girdiğiniz bilgiler doğrultusunda, detaylı raporlar ve grafikler sunuyor }

Sihirli fon müziklerim…

December 7th, 2006

Mp3 çalarımı alacaktım yanıma yolculuk için. Bu yüzden iyi bir hazırlık ve harika bir liste yapmalıydım. 50 Gb’lık müzik arşivi içine daldım. Önce Türkçe müzik dinlememeye karar verdim bu yolculukta. Ayrıca sert tınılardan da kaçacaktım. Binlerce müzik arasında bir oraya bir buraya koşturup durdum ve 1 saat sonra listem hazırdı. Holleyyyy :)

Özenle seçtim parçaları ve seçerken tek şeyi düşündüm : dinlediğim her parça bana huzur vermeliydi ve yüzümde tebessüme neden olmalıydı… Fon müziklerim gördüğüm her şeyi daha bir netleştirmeliydi…

Ve listeme tam tamına 49 parça aldım. Yolculuğumun 10 saat süreceğini ve hepsini dinleyebileceğimi düşünmüştüm ama şarjın bitebileceğini düşünememiştim !%&

Sıkı durun, listeyi açıklıyorum :

  • Thank You India – Alanis Morissette
  • A Man – Alanis Morissette
  • Everything – Alanis Morissette
  • Cornflake Girl – Tori Amos
  • Winter – Tori Amos
  • Where is My Mind – Pixies
  • Wish You Were Here – Pink Floyd
  • Crazy Diamond – Pink Floyd
  • Hey You – Pink Floyd
  • High Hopes – Pink Floyd
  • The Great Gig in the Sky - Pink Floyd
  • Comfortably Numb – Pink Floyd
  • Antistar – Massive Attack
  • Roads – Portishead
  • Frozen – Madonna
  • Bring Me to Life – Evanescence
  • Fragile – Sting
  • Mad About You – Sting
  • Fade Out – Radiohead
  • Paint It Black – Rolling Stones
  • Poor Misguided Fool – Starsailor
  • One – U2
  • The World is Not Enough – Garbage

Müzik diye bir şey olmasaydı ne yapardık acaba?

SEO Powered by Platinum SEO from Techblissonline