Şirketiniz AI kullanıyor olabilir; ama gerçekten AI ile çalışıyor mu?
Kullanım oranı bir sonuç ölçüsü değil. Şirketin çalışma biçiminin değişip değişmediğini gösteren altı soru.
"Ekibin yüzde sekseni yapay zekâ kullanıyor." Bu cümle bir başarı raporu gibi kurulur.
Arkasından bir soru daha gelmesi gerekir: peki şirket ne kazandı?
Cevap "insanlar daha rahat" ise bu kötü bir cevap değildir. Ama bir şirketin çalışma biçiminin değiştiğini söyleyen bir cevap da değildir.
Kullanım oranı neyi ölçer?
Kaç kişinin yapay zekâ kullandığı, bir benimseme ölçüsüdür. Faydalıdır; kimsenin kullanmadığı bir araçtan sonuç beklenmez.
Ama sonuç ölçüsü değildir. Çünkü kullanım, şirketin kapasitesine dönüşmeden de yüzde yüze çıkabilir. Herkes kendi işini biraz daha hızlı yapar, kazanılan zaman kişisel kalır ve şirketin çıktısı aynı yerde durur.
Bu, ölçülen şeyle gösterilmek istenen şeyin ayrıştığı klasik durum: yüzde seksen bir katılım rakamıdır, bir dönüşüm rakamı değil.
Altı soru
Şirketinizin gerçekten değişip değişmediği şu altı soruyla anlaşılır. Hepsi somut, hiçbiri kanaate dayanmıyor.
1. Son altı ayda hangi işi yapmayı bıraktınız?
Cevap yoksa mevcut iş hızlanmıştır, yapı değişmemiştir.
2. Daha önce size gelen hangi karar artık size gelmiyor?
Kurucuya soruluyor. Liste boşsa kurucu bağımlılığı azalmamıştır.
3. Hangi rolün tanımı değişti?
Bir işin parçası modele geçtiyse o rolün geriye kalanı yeniden yazılmış olmalı. Yazılmadıysa kişinin yükü azalmamış, biçim değiştirmiştir.
4. Hangi akışın öncesi ve sonrası ölçülü?
Sayı yoksa iyileşme iddiası kanaattir. Bir akışın çevrim süresi, insan-saati ve hata oranı öncesinde kayda geçmemişse sonrasında karşılaştıracak bir şey yoktur.
5. Hangi kararın modele devredilmeyeceği yazılı?
Yazılı değilse sınır, o anki kişinin inisiyatifiyle çiziliyor demektir. Yapay zekâ yönetişimi bu listeyle başlar.
6. Bir çıktı geçersiz kılındığında ne oluyor?
Override kaydedilmiyorsa akışın nerede işe yaramadığı bilinmiyor demektir.
İkisini ayıran şey
Altı sorunun tamamı aynı yere bakıyor: işin kim tarafından yapıldığı değişti mi?
AI kullanan şirket, mevcut işi aynı şekilde yapar ve araya bir araç koyar. Akış aynı, roller aynı, kararlar aynı yerde.
AI ile çalışan şirket, işin dağılımını değiştirir. Hangi adımı model hazırlar, hangi kararı insan verir, nerede onay aranır: bunlar yeniden tanımlanmıştır ve yazılıdır.
Birincisinden ikincisine geçiş bir araç yükseltmesiyle olmaz. Bu insan–AI iş bölümünün kurulmasıyla olur, ve o iş bir şirket tasarımı işidir.
Neden çoğu şirket birincisinde kalıyor?
Çünkü birincisi kolay ve hemen iyi hissettiriyor. Araç alınır, ekip memnun olur, herkes bir şeyler yapıldığını görür.
İkincisi ise rol tanımlarını, karar yetkilerini ve süreçleri açmayı gerektiriyor. Bunlar zaten ertelenen konular; yapay zekâ onları ertelenebilir olmaktan çıkarmıyor, sadece ertelemenin maliyetini artırıyor.
Bir de şu var: ikinci yolda bazı işlerin tamamen kalkacağı ortaya çıkıyor. Bu, o işi yapan kişiyle konuşmayı gerektiriyor. Araç almak bu konuşmayı gerektirmiyor.
Pratik ilk adım
Tek bir akış seçin. En görünür olan değil, en çok kaybettiren olan.
Bugünkü hâlini ölçün: baştan sona ne kadar sürüyor, kaç insan-saat harcanıyor, ne kadarı geri dönüyor. Bu üç sayıyı yöntemiyle birlikte yazın; 90 gün sonra aynı şekilde ölçebilecek kadar açık olsun.
Sonra sorun: bu akışın hangi adımı artık aynı şekilde yapılmamalı?
Cevabı bulduğunuzda elinizde bir araç listesi değil, bir tasarım kararı olur. Sırası budur; tersi, mevcut düzensizliği hızlandırmaktır.
İkinci sorunun, yani hangi kararın artık size gelmediğinin uzun hâli yapay zekâ kurucu bağımlılığını gerçekten azaltır mı? yazısında.