İçeriğe geç
Erol Kabadayı

Delegasyon neden iş vermek değildir?

Delegasyon yalnızca görev vermek değildir. Karar alanı ve sonuç sorumluluğu tanımlanmadan devredilen iş, kurucunun yükünü azaltmaz.

Erol Kabadayı5 dk okuma

Bir yönetici sabah bir işi çalışanına verir, öğleden sonra o iş hakkındaki dördüncü soruyu cevaplıyordur. İş el değiştirmiştir, kararlar değil.

Çoğu kurucu delege ettiğini düşünür. Ekip aynı şeyi düşünmez. Bu uyuşmazlığın sebebi genellikle şudur: kurucu iş vermiştir ama devretmemiştir. İkisi farklı şeylerdir ve aradaki fark, kurucunun takviminin neden boşalmadığını açıklar.

Delegasyon neden sadece görev vermek değildir?

Şu iki cümleyi karşılaştırın:

"Bu müşteriye teklif hazırla."

"Bu müşteri segmentinin sonucundan sen sorumlusun."

Birincisi bir görevdir. Yapılır, geri gelir, kontrol edilir. İş bittiğinde sorumluluk yeniden kurucuya döner.

İkincisi bir devirdir. Sonuç birine aittir. Teklifin nasıl hazırlanacağı, hangi fiyatın verileceği, hangi müşterinin kovalanmayacağı o kişinin alanına girer.

Şirketlerin çoğunda birinci cümle bolca kurulur, ikincisi neredeyse hiç kurulmaz. Ekip meşguldür, kurucu da meşguldür. Yük dağılmamıştır, yalnızca çoğalmıştır.

Delegasyonun üç parçası: görev, karar alanı, sonuç sorumluluğu

Gerçek bir devir üç parçadan oluşur. Üçü birlikte verilmezse iş, bir süre sonra kurucuya geri döner.

1. Görev

En kolay verilen parça budur, o yüzden çoğu delegasyon burada başlayıp burada biter. "Şunu yap." İşin kendisi devredilmiştir.

2. Karar alanı

İşi yapan kişinin, o işi yaparken hangi kararları kendi başına verebileceğidir.

Bu parça verilmediğinde şu olur: kişi işi yapar, ama her kritik adımda durur ve sorar. "Bu fiyatı verebilir miyim?" "Bu tarihi taahhüt edebilir miyim?" "Bu müşteriyi reddedebilir miyim?"

Kurucu bu soruların her birine cevap verdiğinde işi devretmemiş olur. İşin uygulamasını devretmiş, kararını kendinde tutmuştur. Zaman kazancı da bu yüzden gerçekleşmez. Soruları cevaplamak, çoğu zaman işi yapmak kadar zaman alır.

Karar alanı somut olmalıdır: hangi tutara kadar, hangi süreye kadar, hangi kapsamda. "Kendi kararını ver" cümlesi bir karar alanı tanımı değil, iyi niyetli bir temennidir.

3. Sonuç sorumluluğu

Üçüncü ve en çok atlanan parça, işin sonucunun kime ait olduğu.

Sonuç sorumluluğu verilmediğinde kişi işi yapar ama sonucu takip etmez. Çünkü sonucun takipçisi hâlâ kurucudur. Kurucu sorar, hatırlatır, kontrol eder. Bu da bir iştir ve devredilmemiştir.

Sonuç sorumluluğunu devretmek, "bu rakamdan sen sorumlusun" demektir. Bunun için o rakamın ölçülebiliyor olması gerekir. Ölçüm yoksa sorumluluk devredilemez, devredilse bile takip edilemez.

Bu yüzden delegasyon ile ölçüm birbirine bağlıdır. Bir işin nasıl ölçüleceğini bilmiyorsanız o işi tam olarak devredemezsiniz. Konunun bu tarafını ayrıca yazdım: bir şirketin sistemi olup olmadığını 3 soruda nasıl anlarsınız?

Yetki vermeden sorumluluk vermenin sonucu

Üç parçadan yalnızca birincisi ve üçüncüsü verildiğinde ortaya tuhaf bir şey çıkar: sonuçtan sorumlu tutulan ama sonucu etkileyecek kararı alamayan bir kişi.

Bu kişi ay sonunda hesap verir. Ay boyunca ise fiyat veremez, müşteriyle çözüm üretemez, istisnada karar alamaz. Sorulduğunda "onay bekliyordum" der ve haklıdır.

"Sonuçtan sorumlusun ama karar için bana sor" düzeni hesap verebilirlik üretmez. Görüntüsünü üretir. Gerçek sorumluluk, kişinin sonucu değiştirebilecek kararları alabildiği yerde başlar.

Buradan çıkan pratik bir işaret var: devredilen bir alanda hiç hata olmuyorsa, muhtemelen orada kimse gerçekten karar vermiyordur.

Delegasyon kontrolü bırakmak mıdır?

Hayır, ve bu yanlış anlama devrin en sık çöktüğü yer.

Devrettikten sonra da bakarsınız. Fark, neye baktığınızdadır. Sonuca bakmak yönetimdir. Adımlara bakmak mikro yönetimdir. Aynı sıklıkta yapılan iki farklı şey.

Devrin ilk döneminde bu ayrım özellikle zordur, çünkü sonuç henüz oluşmamıştır ve elde bakılacak tek şey süreç gibi görünür. Yine de soruyu değiştirmek işe yarar: "nasıl yaptın?" yerine "sayı ne oldu?". İşin nasıl yapıldığına müdahale etmeye başladığınız anda karar alanı sessizce geri alınmış olur.

Delegasyonun çalışmadığını gösteren işaretler

Devrin kâğıt üzerinde yapılıp pratikte yapılmadığı, genellikle şunlardan anlaşılır:

  • İş verildikten sonra sürekli geri geliyor.
  • Aynı kararlar her hafta yeniden kurucuya taşınıyor.
  • "Bunu yapabilir miyim?" soruları azalmıyor.
  • Bir şey ters gittiğinde kimin karar verdiği belli olmuyor.

Dördüncüsü en pahalısıdır, çünkü ancak bir şey ters gittiğinde görünür.

Neden kurucular tam devretmez?

Birkaç yaygın sebep var ve hiçbiri kötü niyetli değil.

Kalite endişesi. "Ben yaparsam daha iyi olur." Genellikle doğrudur, ilk seferde. Ama bu karşılaştırma yanlıştır. Doğru karşılaştırma, sizin yaptığınız iş ile ekibin üç ay sonra yapacağı iş arasındadır. İlk denemeyi kendinizle kıyaslarsanız devir hiç başlamaz.

Hız endişesi. "Anlatana kadar ben yaparım." Bu da tek seferlik işler için doğrudur. Tekrar eden işler içinse yanlıştır: anlatma maliyeti bir kez, yapma maliyeti her seferdedir.

Risk endişesi. "Yanlış karar verirse müşteriyi kaybederiz." Meşru bir endişedir. Çözümü kararı geri almak değil, karar alanını sınırlamaktır. Yüzde beş iskonto yetkisi verip yüzde yirmiyi kendinize saklayabilirsiniz. Sınır koymak başka, yetki vermemek başkadır.

Kimlik. Bu en az konuşulanı. Bir kurucu için "her şeyin ondan geçmesi" zamanla bir kimlik hâline gelir. İşe yaradığını hissettiren şey budur. Devretmek, o hissi kaybetmek gibi gelir. Burada söylenecek tek şey şu: şirketin size ihtiyaç duyması ile şirkete katkı vermeniz aynı şey değildir.

Karar alanları tanımlı değilse kararlar merkeze döner

Tek tek bakıldığında bunların her biri bir yönetici sorunu gibi görünür. Toplamı ise yapısal bir sonuç üretir.

Hangi kararı kimin alabileceği yazılı değilse, ekip güvenli olanı yapar ve sorar. Sorular tek bir yerde toplanır. O yer kurucudur. Kurucu zamanla üç işi birden görür: darboğaz, onay noktası ve bilgi merkezi. Üçü de kimsenin planlamadığı, kendiliğinden oluşan roller.

Kurucu bağımlılığı dediğimiz tablonun büyük kısmı buradan çıkar. Karar hakları şirket ölçeğinde nasıl dağıtılır, ayrıca yazdım: bir şirkette karar yetkileri nasıl dağıtılmalı? Her kararın kurucuya gelmesinin neden iyi bir işaret olmadığını da: her kararın size gelmesi iyi liderlik değildir

Delegasyon tek başına yetmez

Delegasyon, kurucu bağımlılığının çözümünün bir parçasıdır ama tamamı değildir.

Bir şirkette işler düzgün devredilmiş olsa bile, yönetim ritmi yoksa, karar hakları yazılı değilse ve sonuçlar düzenli görülmüyorsa devir zamanla aşınır. İşler sessizce kurucuya geri döner, çoğu zaman kimse fark etmeden.

Delegasyon aslında şirket sisteminin yetki katmanıdır. Süreç katmanı işin nasıl yapılacağını, ölçüm katmanı sonucun nereden görüleceğini tanımlar; yetki katmanı da kimin karar vereceğini. Üçünün birlikte nasıl kurulduğuna şirket sistemleri sayfasından bakabilirsiniz.

Peki uygulamada nasıl yapılır?

Buraya kadar olan kısım delegasyonun ne olduğuyla ilgiliydi. Tek bir işi baştan sona devretmek ise ayrı bir konu: kapsamın nasıl yazılacağı, kararların hangi kutuya konacağı, sınırın hangi sayı olacağı, sonucun hangi göstergeden okunacağı.

Bunları adım adım ayrı bir yazıda topladım: yetki devri nasıl yapılır?


Şirketinizde devrin ne kadar gerçek olduğunu merak ediyorsanız basit bir test var: bir hafta boyunca size gelen soruları not edin. Kaçı bilgi sorusu, kaçı onay sorusu? Onay soruları çoğunluktaysa iş verilmiş ama devredilmemiştir.

Karar alanının nasıl yazıldığı, sınırın neye göre çizildiği ve hangi kararların ekipte durabileceği ayrı bir konu; yetki devrinin bütününü orada topladım.

Görev, karar alanı ve sonuç sorumluluğu üçlüsünü bir işi devretmeden önce tek tek kontrol etmek isterseniz Delegasyon Kontrol Kartı tek sayfalık bir kart olarak duruyor.

Kurucu Bağımlılığı Skorunuzu ölçün. Kararların, süreçlerin ve kritik işlerin şirketinizde ne kadar size bağlı olduğunu birkaç dakikada görürsünüz.

Bu konuyu kendi şirketiniz bağlamında değerlendirmek isterseniz Kurucu Strateji Görüşmesi için başvurabilirsiniz.

Yetki devrini tek başına değil; süreç, karar alanı ve ölçümle birlikte kurmak isterseniz kitap bu çerçeveyi adım adım açıyor. Kurucu Darboğazı'nı inceleyin.

Haftada bir

Erol’dan Notlar

Girişimcilik, şirket kurma, sistemler, teknoloji ve gerçek iş hayatından öğrendiklerim.

Erol’dan Notlar’a katılarak e-posta iletişimleri almayı kabul edersiniz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz. Satış ve İade Koşulları · Gizlilik Politikası · KVKK Aydınlatma Metni

Bağlam

Devamı